Kaşıkçı için adalet yerine, Bin Selman ile ticaret – Saray Bosna – 09.04.2022


Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan - (23.07.2017 / Cidde)
Arşiv – Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan – (23.07.2017 / Cidde)Fotoğraf: Kayhan Ozer/AA/picture alliance

Suudi Arabistanlı muhalif gazeteci-yazar Cemal Kaşıkçı, otoriter ve baskıcı bir rejim tarafından katledilen ilk gazeteci değil, ama en vahşice katledilen ve kaybedilen gazeteci olarak tarihe geçti. Üstelik başka bir ülkenin sınırları içinde, kendi ülkesine ait bir diplomatik temsilcilikte. Talimatı Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın danışmanı Suud el Kahtani vermis. 15 kişilik bir suikast timi Kaşıkçı’yı İstanbul’da, 2 Ekim 2018’de, kendi ülkesinin başkonsolosluğunda katletmişti. Suikast timi önce uyuşturucuyla öldürdüklerini iddia ettikleri Kaşıkçı’nın bedenini parçalamış, o esnadaki konuşmalar da Türk istihbaratının dinleme cihazları tarafından kaydedilmişti.

Evlilik için gerekli belgeleri almak üzere, Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nun kapısından içeriye kendi ayaklarıyla giren Kaşıkçı’nın cansız bedeni, birkaç saat sonra 5 bavul ve iki poşet içinde başkonsolosun rezidansına taşınmış, orada muhtemelen bahçedeki bir fırında yok edilmişti. Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz o sırada hala konsolosluğun önünde müstakbel eşini beklemekteydi ama Cemal Kaşıkçı’yı bir daha gören olmadı. Katiller cinayeti itiraf ettiler, Veliaht Prens bin Selman ile bağları da ortaya çıktı ama Veliaht Prens ciddi bir yaptırımla karşılaşmadan 2 Ekim 2018’de, devam etti.

Cinayetin hemen ardından Suudi Arabistan’ı ve hatta Veliaht Prens’i suçlayıcı ifadeler kullanan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, aradan geçen 3,5 yılda yumuşadı. Dış politikada 180 derecelik bir dönüşle önce Birleşik Arap Emirlikleri, sonra da Suudi Arabistan ile ilişkileri “normalleştirme” çabasına girdi. Cinayet davasını başlangıçta uluslararası bir mahkemeye devretmememek için direnen Türkiye, 3,5 yıl sonra Kaşıkçı için adalet aramaktan vazgeçti. Dava dosyası, sanıkların yurt dışında olması ve yabancı dil konuşması gibi “güçlükler” gerekçe gösterilerek Suudi Arabistan’a havale edildi. Kaşıkçı, kendisini güvende hissettiği Türkiye’de bir gelecek kurma hayalindeyken, katledildiğiyle kaldı.

Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz: “İçimde büyük bir kızgınlık hissettim”

Dosyanın Suudi Arabistan’a devredilmesinin ertesi gününde, Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz ile mesajlaştık. Benim bir gazeteci olarak dile getirdiğim isyan duygularına Hatice Hanım şu cevabı verdi:

“Banu Hanım, siz ne hissettiyseniz ben daha ağırını hissettim. Gazeteci olması dışında, bir de sevdiğiniz olması, meseleye daha derin duygusal bir anlam katıyor. Bir kez daha içim yandı. ‘Olan Cemal’e oldu’ dedim. İçimde büyük bir kızgınlık hissettim.”

Öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın nişanlısı Hatice Cengiz
Hatice CengizFotoğraf: Andreas Rentz/Getty Images for ZFF

“Bin Selman’ın yargılanması talebimiz iki kez reddedildi”

Davanın bu şekilde akamete uğraması Hatice Cengiz’i şaşırtmamıştı. Bunu daha önceki konuşmamızda da hissettirmiş ama süreç devam ettiği için endişesini dillendirmek istememişti. Hatice Hanım dava dosyasının kapatılmasının ardından süreci şöyle özetledi:

“Türkiye’deki hukuki süreçle ilgili uzun zamandır olumsuz sinyaller vardı. Cinayet için onayı Veliaht Prens Muhammed Bin Selman’ın verdiğini söyleyen CIA raporunun delil kabul edilmesini, Veliaht Prens’in de dosyaya suçlu ya da azmettirici olarak eklenmesini istedik. Ama bu talebimiz maalesef iki kez reddedildi. Oradan anladığım, bu meselenin zamanla dosyaynın kapatılmasına gidileceği yönündeydi. Sayın İbrahim Kalın da bir süre önce, ‘Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili Suudi Arabistan’da yapılan yargılamanın sonucuna saygı duyuyoruz’ diye bir açıklama yaptı. Bu açıklama da süreci anlamak için önemli ipuçları veriyordu. Sonuçta, mahkemede verilen kararla dava Suudi Arabistan’a gönderildi. Oradan bir şey çıkmayacağını hepimiz biliyoruz.”

Hatice Cengiz: Türkiye ahlaki sorumluluktan vazgeçti

Hatice Cengiz de, Kaşıkçı davasıyla ilgili tutum değişikliğini, çoğunluk gibi Türkiye’nin ekonomik sıkıntılar nedeniyle yaptığı bir tercih olarak yorumluyor ve ahlaki yönden eleştiriyor:

“Türkiye, böylesine önemli bir duruş gösterdiği davayı, içinde bulunduğu ekonomik çıkmazda gözden çıkararak çok büyük bir ahlaki sorumluluktan vazgeçmiş oldu. Devletin görevi, gerçeği ortaya çıkarmaktır. Demokratik bir ülkede yaşıyoruz biz. Suudi Arabistan gibi bir aile tarafından yönetilmiyoruz. Hukukun üstünlüğü her şeyin üstünde olmalı ve kalmalıydı.”

Hatice Cengiz’in ümidi ilahi adalet

Peki Hatice Cengiz’in bundan sonra adaletin sağlanabileceğine dair bir ümidi var mı?

“ABD de açılmış bir tazminat davamız var. Oradaki davadan olumlu gelişmeler almayı umut ediyorum. Tüm bunların dışında bir de ilahi adalete inanıyorum. Elbet adalet bir gün tecelli edecek.”

Veliaht Prens hakkında insanlık suçu başvurusu

Hatice Cengiz’in, belki de henüz bir ilerleme kaydedilmediği için dile getirmediği bir adım da, Almanya’da Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü RSF tarafından atılmıştı. RSF, CIA raporunun ortaya çıkmasının hemen ardından, 1 Mart 2021’de Karlsruhe’deki Almanya Federal Başsavcılığı’na, Veliaht Prens Muhammed Bin Selman ve dört üst düzey yönetici hakkında, insanlığa karşı suç işledikleri iddiasıyla başvuruda bulunmuştu. Bu suç duyurusunun bir davaya dönüşüp dönüşmeyeceği henüz meçhul.

İstikamet ticaret

“Oradan buraya nasıl gelindi” ya da “Nereden nereye” gibi sorular Türkiye’de iktidar politikaları söz konusu olduğunda çoktan anlamını yitirdi. Erdoğan, daha önce, “Bunun failinin kim olduğu bana göre belli. Biz ses kayıtlarından şunu da öğrendik, gelenlerin içinde şu andaki Veliaht Prens’in en yakınında olanlar bu işin aktif rol üstlenicisi. Aldığı talimatı yerine getirenler orada. Fail ortada.” diye konuşmuş, Suudi Arabistan cinayete dair ses kayıtlarını talep ettiğinde de, “Kusura bakmayın, o kadar değil. Dinletiriz, gösteririz, ama vermeyiz. Verelim de, ondan sonra bunları yok mu edeceksiniz?” demişti.

Gazeteci Banu Güven
Banu GüvenFotoğraf: Privat

Aradan birkaç yıl geçti, Erdoğan’ın sözcüsü İbrahim Kalın, Suudi Arabistan yargısına güven duyduklarını söyledi. Aynı Erdoğan Şubat ortasında Birleşik Arap Emirlikleri’nden dönüşünde, “Biz Suudi Arabistan’la da olumlu diyaloğumuzu sürdürüyoruz. Önümüzdeki dönemde somut adımlarla ilerleme arzusundayız. Suudi Arabistan ile bu süreci olumlu istikamette geliştirelim istiyoruz” gibi, istikameti ticaret olan bazı açıklamalar yaptı. Son olarak Erdoğan’ın bayram namazı için Mekke’ye davet edildiği yazıldı.

The Wall Street Journal gazetesinde Ocak 2022’de yayınlanan bir makalede, Veliaht Prens’in Türk mallarına boykotu kaldırmak için, Erdoğan’a Kaşıkçı’nın ölümünü gündeme getirmemesi, medyanın da bu konuyu haberleştirmemesi talebinde bulunduğunu iddia edilmişti. İddia doğruysa Türkiye tercihini adaletten değil, ticaretten yana yapmış oldu.



Kaynak : https://www.dw.com/tr/ka%C5%9F%C4%B1k%C3%A7%C4%B1-i%C3%A7in-adalet-yerine-bin-selman-ile-ticaret/a-61417809?maca=tur-rss-tur-all-1495-rdf

Yorum yapın